DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Rüzgarlı

Koronavirüste Ölüm Oranı Neden Erkeklerde Daha Fazla?

Koronavirüs kabusu tüm dünyada etkisini artırarak devam ediyor. Araştırmalara göre Covid-19 salgınında en çok ölüm oranı erkeklerde görülüyor. Peki korona neden erkeklerde daha fazla ölüme yol açıyor?

Koronavirüste Ölüm Oranı Neden Erkeklerde Daha Fazla?
17.12.2020
690
A+
A-

Global Health 50/50 veri verilerine göre dünyanın pek çok ülkesinde  Covid-19 nedeniyle hayatını kaybeden erkeklerin sayısı kadınlardan çok daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Son bir aydaki istatistiklere göre Yemen, Bangladeş, Tayland, Malavi, Nijerya, Afganistan ve Pakistan’da ölenlerin dörtte üçünden fazlası erkek hastalar.

Başta Türkiye olmak üzere Sırbistan, Kırgızistan ve Hong Kong’da ise bu oran %62.

Salgın nedeniyle en fazla ölümlerin olduğu Hindistan ve Meksika’da bu oran %64, Brezilya’da %58, ABD’de ise %54.

KADINLAR ERKEKLERE ORANLA DAHA DİRENÇLİ

BBC Türkçe’nin haberine göre, zaten cinsiyetler arasında hayatta kalma oranındaki farklılıklar erken yaştan itibaren kendisini gösteriyor.

Covid-19’un Brezilya ekonomisi ve nüfusu üzerindeki etkilerini inceleyen nüfus bilimcisi Jose Eustaquio Diniz Alves’e göre, “Kadınların hayatta kalma oranı daima uzun vadede daha yüksek olmuştur. Covid-19 da bunu doğruluyor.”

Ayrıca hastalıklara karşı direnç bakımından da kadınların daha güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olduğu ve erkeklere kıyasla bazı kanser türlerine karşı daha az risk taşıdıkları biliniyor.

Kadınların kalp ve damar hastalıklarına, bazı viral enfeksiyonlara yakalanma riskinin da daha düşük olduğunu gösteren veriler de var.

2003’te SARS salgını sırasında Hong Kong’da ölen 299 kişinin %57’si erkekti. 1918’deki İspanyol gribi salgınından da erkekler daha fazla etkilenmişti.

Genetik bilimci Dr. Sharon Moalem’in de savunduğu bir teoriye göre, hayatta kalma bakımından kadınlar daha güçlü. “Kadınların Genetik Üstünlüğü Üzerine” adlı kitabında Maolem, davranış ve yaşam tarzı tercihlerinin oynadığı role rağmen, kadınların biyolojik olarak erkeklerden daha güçlü olduğunu gösteren verilere yer veriyor.

KADINLAR DAHA SIK EL YIKIYOR

Kadınlar, genel olarak daha düzenli doktora gidiyor, daha az sigara içiyor, daha sık el yıkıyor. Erkekler ise tipik olarak daha riskli davranışlar gösteriyor ve hastalıklara karşı zamanında müdahalede bulunmuyor.

Brezilyalı nüfus bilimci Alves’e göre, Covid-19 bakımından kadınların hayatta kalma oranının daha yüksek olması birçok faktöre bağlı. “Ölüm oranı bakımından biyolojik faktörlerin açıklayıcılığı sosyal faktörlerden daha az” diyor.

Kadınların salgından kurtulma şansının daha yüksek olmasını açıklama girişimlerini “hemen hemen kesinlikle geçerli” görse de Dr. Moalem, bu konuyu açıklayıcı olabilecek başka etkenlere de bakmak gerektiğini söylüyor.

Nisan ayında New York Times gazetesine yazdığı bir makalede, “Bu açıklamalarda göz ardı edilen şey, corona virüsünün erkekler üzerindeki orantısız etkisi anormal değil. Hayatta kalma bakımından erkekler daha zayıf” diyordu.

Bunun nedenini ise genlerin işleyişine bağlıyor.

X KROMOZOMUNUN GÜCÜ

İnsanların her hücresi normalde 23 çift olmak üzere toplam 46 kromozomdan oluşuyor. Bunların 22 çifti kadın ve erkekte aynı. 23. çiftteki farklı kromozom cinsiyeti belirliyor. Bunlar kadınlarda iki X kromozomu iken, erkeklerde X ve Y kromozomu olarak ayrışıyor.

X kromozomu Y kromozomundan yapısal olarak daha büyük ve daha karmaşık. Hücre fonksiyonu açısından gerekli proteinleri üreten uzun genetik madde dizilimine sahip yaklaşık 1150 gen içeriyor. Y kromozomunda ise 60-70 gen bulunuyor.

Ancak iki adet X kromozomunun olması kadınların iki kat daha fazla X bağlantılı protein ürettiği anlamına gelmiyor.

Dişi hücrelerinde bu X kromozomlarından sadece birisi aktif hale geliyor. İkinci kopya ise rastgele “inaktive” edilerek etkisizleştiriliyor. Her hücre aynı X kromozomunu devre dışı bırakmıyor ve bu durum kadınlara avantaj sağlıyor.

Bir erkeğin X kromozomunda hastalığa yol açan bir gen varsa, bu hastalığın ortaya çıkma ihtimali daha yüksektir.

Kadında ise aynı hastalığın olması halinde, sağlıklı X kopyasına sahip olan hücreler, genlerin doğru şekilde ifade edilmesini sağlayacaktır. Kadınlarda da bu hastalık ortaya çıkmakla birlikte, daha hafif geçirme olasılıkları yüksek olacaktır.

DİĞER FAKTÖRLER NELER?

Diğer çalışmalar, kız bebeklerin akciğerleri daha erkenden olgunlaştığı için yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde hayatta kalma oranlarının daha yüksek olduğunu gösterdi. Böylece, yenidoğan dönemindeki başlıca ölüm nedenlerinden biri olan solunum sorunlarının ortaya çıkmasından korunuyorlar.

Ama kadın ve erkekler arasındaki farklılıkların açıklanmasına yardımcı olabilecek başka faktörler, örneğin hormonlar da var .

Yüksek seviyedeki erkeklik hormonu testesteron, riskli davranışlar ve grip aşısı olduktan sonra bağışıklık sisteminin daha zayıf bir tepki vermesiyle ilişkilendirildi.

Kadınlık hormonu östrojenin ise, anti-inflamatuvar özellikleri var ve bağışıklık sisteminin gösterdiği tepkileri güçlendiriyor.

Uzmanlar aynı zamanda, anjiotensin-dönüştürücü enzim 2, ya da ACE2’yi araştırıyor. Bu enzim, corona virüsünün vücuda giriş noktası sağlıyor ve X kromozomunda yer alıyor.

Kadınlarda X kromozomundan iki kopya olduğu ve bu sayede X bağlantılı hastalıklardan daha az etkilendiklerinden, bazı uzmanlar kadınların Covid-19’dan daha az etkilenmelerinin bir açıklamasının bu olabileceğini söylüyor.

KAPSAMLI BİR ÇALIŞMA YAPILMALI

İlk ortaya çıkışından bu yana, Covid-19’un bir solunum yolları hastalığından çok daha fazlası olduğu görüldü.

Kardiyovasküler sistemi, böbrekleri ve hatta koku ve tat alma duygularını etkileyebiliyor. Tüm bunları açıklayabilecek bir faktör hala bulunamadı.

Uzmanlar, cinsiyetin Covid-19’da bir risk faktörü olup olmadığının belirlenebilmesi için geniş kapsamlı bir çalışma yapılması gerektiğini söylüyorlar.

Bunun için, hastalığı orta ve yoğun şiddette geçiren çok sayıda insanın gen dizilimlerinin incelenmesi ve hangi genetik farklılıkların rol oynadığının belirlenmesi gerek. Bu yapılsa bile, yaş, mevcut hastalıklar, davranışlar ve sosyoekonomik koşullar, özellikle de yoksulluk gibi genetik olmayan faktörlerin de hesaba katılması lazım. Çünkü Covid-19 aynı zamanda yaptıkları işler ve yaşadıkları koşullara göre de insanları etkiledi.

GÜNCEL BİLGİ VE HABERLERİMİZDEN HABERDAR OLMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKLERİ TIKLAYARAK SOSYAL MEDYADAN BİZİ TAKİP EDEBİLİRSİNİZ

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.