DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Hemşire Kavramı Sağlıkçı Sıfatından İbaret Değildir

Sözcü Gazetesi yazarlarından Yılmaz Özdil, bugünkü yazısında Hemşireleri köşesine taşıdı.

Hemşire Kavramı Sağlıkçı Sıfatından İbaret Değildir
04.04.2020
857
A+
A-

Yılmaz Özdil’in yazısı şöyle:

Dünyanın en ünlü hemşiresi, Türk’tür.

Eminim hepiniz yakından tanıyorsunuz.

Atatürk’ten sonra, kamu kurumlarının duvarlarında en uzun süreyle fotoğrafı asılı olan, tarihteki tek insan.

Dilek Tunca.

Aslında mankendi.

Sene 1976…

Reklam ajansından aradılar.

Bir ilaç firmasının, sağlık kuruluşlarına dağıtmak üzere “sus” işareti yapan hemşire fotoğrafı çektirmek istediğini söylediler, ilgilenir misin diye sordular, kabul etti.

Hemşire kıyafeti, orijinaldi.

Haseki Hastanesi’nin başhemşiresinden ödünç alınmıştı.

Öylesine yaratıcı, öylesine başarılı bir reklamdı ki, hafızalarımıza adeta mıh gibi çakıldı, 44 yıldır hâlâ hiç eskimedi.

Siyah beyaz olmasına rağmen, aslında çocukluk ve gençlik hatıralarımızın tüm renklerini barındıran bu efsane fotoğraf, 44 yıldır sadece hastanelerde değil, sessizlik istenen neredeyse tüm kamu kurumlarında kullanılıyor, filmlerde, tiyatrolarda, dizilerde kullanılıyor, seçim kampanyalarında bile kullanılıyor.

44 yıldır her gördüğümüzde kendimizi iyi hissettiriyor, hastaysak eğer, iyi olacağımıza, iyileşeceğimize dair plasebo etkisi yaratıyor.

Dilek Tunca, şu anda bildiğim kadarıyla Bodrum’da yaşıyor.

O fotoğrafa kıyafetini veren başhemşiremizin Haseki Hastanesi ise, şu anda, salgınla mücadele için seçilmiş referans hastanelerinden biri.

Bir aydır televizyonları izliyoruz, neredeyse ekrana çıkarılmayan doktor kalmadı kardeşim, spikerlerden daha sık ekrana çıkan doktor var, yurtdışındaki doktorları bile çıkarıyorlar…

Bir kez bile “hemşire” çıkarılmadı.

Bir kez bile hemşireler ne düşünüyor diye sorulmadı.

Bir kez bile hemşireler neler yaşıyor, aileleri çocukları ne durumda, herhangi bir ihtiyaçları var mı diye merak edilmedi.

– İtalya’da salgınla mücadelenin sembolü bir hemşire, Elena Pagliarini… Aralıksız 24 saattir çalışıyordu, yüzünde maskesiyle bilgisayarının üzerine yığılmış uyuyordu, mesai arkadaşı doktor cep telefonuyla fotoğrafını çekti, o fotoğraf dünya çapında haber oldu, İtalya’daki bütün televizyon kanalları hemşireyle röportaj yaptı.

– İngiltere’de salgınla mücadelenin sembolü bir hemşire, Dawn Bilbrough… Aralıksız 48 saat nöbet tuttuktan sonra, hastaneden evine giderken markete uğramıştı, rafları adeta yağmalanmış halde görünce, ağlaya ağlaya “yiyecek hiçbir şey kalmamış, lütfen kendinizden başkalarını da düşünün, bizi de düşünün, lütfen buna bir son verin” diye çağrı yaptı, bütün İngiliz basınında haber oldu.

– “Hastanedeki işimize gitmek, savaşa gitmeye benziyor” diyen hemşire Coral Merino’nun çalışma şartlarını gösterdiği videosu, İspanya’da en çok paylaşılan görüntü oldu.

– Amerikalılar, “maskemiz yetmiyor, kendimizi koruyamıyoruz” diye ağlayan hemşire Imaris Vera’nın gözyaşlarını konuşuyor.

– Almanya… Duisburg Essen Üniversitesi hastanesinde görev yapan, “kimse merak etmesin, eğitimliyiz, tecrübeliyiz, hastalarımızın başındayız” diyen Türk kökenli hemşire Canan Emcan’ın verdiği morali konuşuyor.

– Bugün İtalya… Hastaneye sokulmayan çaresiz annelerin yerine, o annelerin yoğun bakımdaki çocuklarının saçını şefkatle okşayan hemşireleri konuşuyor.

Türk medyasında henüz hemşirenin h’si yok!

OECD ülkeleri arasında ve Avrupa’da, kişi başına düşen hemşire sayısında, sonuncu sıradayız.

Şu anda cenazelerini gömmeye yetişemeyen İtalya, İspanya, Fransa filan Türkiye’den katbekat fazla hemşireye sahip.

Maske yok diye endişelenen, test kiti yok diye paniğe kapılan, solunum cihazı var mı diye merak eden sayın ahalimiz…

Acaba hemşire yeterli mi diye düşünmüyor.

Acaba hemşireler aralıksız kaç saat çalışıyor diye düşünmüyor.

Acaba hemşirelerden kaçına virüs bulaştı diye düşünmüyor.

Acaba hemşirelerden hayatını kaybeden var mı diye merak etmiyor.

Hemşire kavramı, sağlıkçı sıfatından ibaret değildir.

Hem kültürümüzde, hem sözlüğümüzde, kızkardeş’tir.

Kızkardeşimize verdiğimiz değer bu mudur?

Yoğun bakım kavramı da, sadece hastane, solunum cihazı, hekim değildir.

Yoğun bakım esas itibariyle, hemşiredir.

Israrla yok sayıyoruz ama…

Kim bakacak zannediyorsun sana orada?

Kaynak: Sözcü/Yılmaz Özdil

GÜNCEL BİLGİ VE HABERLERİMİZDEN HABERDAR OLMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKLERİ TIKLAYARAK SOSYAL MEDYADAN BİZİ TAKİP EDEBİLİRSİNİZ

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.